Damarım açılamadı, ameliyat şart mı?

ANASAYFA / Blog / Damarım açılamadı, ameliyat şart mı?
Damarım açılamadı, ameliyat şart mı?
11.03.2022 Kaynak

Kalp hastalığı, günümüzde ölümün başta gelen nedenlerinden biridir. Kalp hastalığının en sık nedeni ise kalp damar hastalığıdır. Günümüzde 20 yaşından büyük kişilerin yüzde 6,7’sinde kalp damar hastalığı var ve yaş aralığının ne kadar genç olduğu düşünüldüğünde bu oran oldukça korkutucu. Öyle ki, 65 yaş altındaki 10 kişiden 2’si kalp damar hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmekte. Özellikle şeker hastalığı, obezite, kolesterol yüksekliği, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı damar yapısını bozmakta ve damarların tıkanmasına ve sertleşmesine yol açmakta. Kalbin beslenmesini sağlayan damarlar tıkandığında ise kalp krizine varana kadar ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.

Kalbin beslenmesinin devam edebilmesi için, tıkanan bu damarın açılması gerekiyor. Bunun birkaç yolu var; en kolay yolu anjiyografi denilen yöntem ile damarların içine boya maddesi verilerek tıkanan bölgenin gösterilmesi ve özel üretilmiş teller ve balonlar yardımı ile tıkanıklığın açılmaya çalışılması, sonrasında da “stent” adı verilen yapay damar yamaları ile tıkanan bölgenin açık kalmasının sağlanması. Bu yöntem ile genellikle damar tıkanıklıkları açılabilse de işler her zaman bu kadar kolay olmayabiliyor. Özellikle yaşlı, şeker hastası, damarlarında kireçlenme olan veya uzun zamandır damarları tıkalı olan kişilerde damarlar basit teller ve balonlar ile açılamayabiliyor.

Anjiyografi ile açılamayan damarlara “bypass” dediğimiz, açık kalp ameliyatı ile vücudun başka bir bölgesindeki damar taşınarak kalbin beslenmesi sağlanabiliyor. Ne var ki, açık kalp ameliyatı hastalar için ağrı, uzun süre hastane yatışı, geç iyileşme ve takılan damarların yeniden tıkanma riski gibi zorlukları da beraberinde getiriyor. Tüm bu sebeplerle bazı hastalar açık kalp ameliyatı olmak istemeyebiliyorlar.

Teknolojik gelişmeler sayesinde, artık yeni nesil özelleşmiş, kuvvetlendirilmiş teller, balonlar ve bunları destekleyici sistemler mevcut. Yani artık, klasik yöntemlerle açılamayan damarlar, gelişmiş malzemeler ve tabii ki bu alanda tecrübeli kardiyologların becerisi ile açılabilmekte. “Kronik Total Oklüzyon” ya da kısaca KTO işlemi denilen bu işlem, ehil ellerde ve uygun malzemeler kullanıldığında, hastalara açık kalp ameliyatı dışında bir seçenek sunabilmesi açısından büyük bir şans.

Klasik anjiyografi ve stentleme işlemine göre çok daha uzun süren ve meşakkatli bir işlem olsa da hastanın konforu açısından değerlendirildiğinde, açık kalp ameliyatı ile kıyaslanamayacak kadar avantajlı. Şöyle ki: Hasta işlemin başından sonunda dek uyanık oluyor. İşlemden sonra hemen ertesi gün taburcu olabiliyor. Kasıktan küçük bir giriş yeri dışında iyileşmesi gereken herhangi bir yarası olmuyor. Tüm bu sebeplerle açık kalp ameliyatının riskli görüldüğü veya bu konuda çekincesi olan hastalar ve hekimleri tarafından tercih sebebi olabiliyor. Unutulmaması gereken en önemli nokta ise şu: Bu işlem mutlaka KTO için özelleşmiş ve tecrübeli kardiyoloji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Bazı inatçı ve sertleşmiş damar tıkanıklıkları, tüm bu özelleşmiş yöntemlere ve hekimin tecrübe ve gayretlerine rağmen açılamayabiliyor. Böyle durumlarda ise hastaların halen bypass olma şansı var, yani “ya bypass ya KTO” şeklinde bir seçim yapmaları gerekmiyor. Daha çok bypass öncesi “köprüden önceki son deneme” şeklinde düşünülebilir. Bu da hastalar için iç ferahlatıcı oluyor.

Özetlemek gerekirse kalbin beslenebilmesi kalp sağlığı için gerekli ve tıkalı olan damarların açılması için her türlü çabanın gösterilmesi önemli. Günümüzde gelişmiş tıbbi teknoloji, giderek hastaların konforunu da dikkate alan çözümler üretiyor. Hastalara açık kalp ameliyatı gibi büyük bir ameliyat dışında bir seçenek sunması açısından KTO işlemi teknolojinin son harikalarından sayılabilir ve yakın gelecekte çok daha fazla geliştirilecek gibi görünüyor.

Sağlıkla…